Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BİR SEÇİM ŞARKISINDAN KARAKTER MAHKEMESİ ÇIKARMAK!

BU ŞEHİR ADAM GİBİ ADAMLARA DADAŞIN HASI DADAŞIN PAŞASI DADAŞIN AĞASI BEYİ EFENDİSİ DİYE SESLENİR BİLMİYORSANZ ÖĞRENİN BEYLER

BU ŞEHİR ADAM GİBİ ADAMLARA DADAŞIN HASI DADAŞIN PAŞASI DADAŞIN
DOĞU TIMES | GÜNDEM
LÜTFÜ YÜCELİK’İN SEÇİM ŞARKISINDAKİ BİR CÜMLE TARTIŞMA KONUSU OLDU: BİR MECAZDAN KARAKTER ANALİZİ ÇIKARMAK NE KADAR HAKKANİYETLİ?
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) seçimleri yaklaşırken, Lütfü Yücelik’in seçim şarkısında geçen “Dadaşın efendisi” ifadesi, yazacak başka kusur bulamayanların sığınağı haline geldi. Şarkının diğer tüm dizelerinde memleket sevdası, esnafın umudu ve dadaşlar için gece gündüz çalışma vurgusu yapılırken, koca bir vizyonun tek bir cümleye indirgenmesi kasıtlı bir algı operasyonundan başka bir şey değildir.
Erzurum kültüründe, kalbiyle ve duruşuyla şehre mal olmuş, yediden yetmişe herkesin sevip saydığı hürmet değer insanlara “dadaşın hası”, “dadaşın beyefendisi” ya da “dadaşın efendisi” denir. Bu bir üstünlük taslama değil, halkın gönlünden kopan bir tescildir. Bir şarkı sözündeki bu kadim mecazdan hareketle bir adayın karakterine, niyetine ve insana bakışına dair hüküm vermeye kalkışmak, en hafif tabirle acizliktir.
BİR CÜMLE BULUNDU, GERİSİ İKİNCİ PLANA ATILDI!
Erzurum’da ETSO seçimleri yaklaşırken adayların projeleri, ekonomik vaatleri, iş dünyasına ilişkin hedefleri ve şehre kazandırabilecekleri konuşulması gereken asıl başlıklardır. Fakat gündem, somut proje üretemeyenler tarafından öyle bir yere sürükleniyor ki, bir seçim şarkısındaki tek bir cümle, bütün bir tartışmanın başrolüne yerleştirilmek isteniyor.
Lütfü Yücelik’in seçim şarkısında geçen “Dadaşın efendisi, Erzurum yüreklisi” ifadesi üzerinden kelimeleri didikleyenler, efendilik kavramı üzerine sözde felsefe yapanlar, acaba şarkının geri kalanındaki şu dizeleri neden görmezden geliyor?
 “Memleket sevdalısı, seninleyiz seninle…”
“Çalsın davul zurnalar, başkanımız sensin yine…”
“Esnafın umudusun, tüccarın gururusun…”
“Dadaş için çalışan Erzurum’un oğlusun…”
Görüldüğü üzere, şarkının tüm omurgası adaya duyulan memleket sevgisi, esnafla kurulan güçlü bağ ve dadaşlar için emek vermek üzerine kuruludur. Bütün bu hakikatlerin içinden cımbızla tek bir cümle çekip almak art niyetlidir. Bir cümleyi eleştirmek başka, o cümleden hareketle bir insanın kendisini binlerce dadaşın üzerinde gördüğü hezeyanına kapılmak başkadır. İkinci iddia, içi boş bir zorlamadan ibarettir.
ŞARKI SÖZÜNDEN KARAKTER RAPORU ÇIKARMAK!
Bir okur veya yazar bir ifadeyi abartılı bulabilir, kulağına hoş gelmediğini söyleyebilir. Bunlar demokratik eleştiri sınırları içindedir. Ancak tartışmalı bir ifadeden doğrudan “üstünlük iddiası” çıkarmak ve bunu adayın kişiliğiyle özdeşleştirmek, gazetecilik değil, niyet okuyuculuğudur.
Şarkının sözlerini kim hazırlamış olursa olsun, adayın insanlara tepeden bakmadığı, aksine ömrünü bu şehre vakfettiği ortadadır. Üstelik aynı şarkıda “Dadaş için çalışan Erzurum’un oğlusun” denilerek adaya “oğul” sıfatı yakıştırılmışken, tüm anlatıyı yalnızca “efendilik” kavramına indirgemek akıl tutulmasıdır.
Şimdi o art niyetli kalemlere soruyoruz:
• Bir seçim şarkısındaki tek bir sözcük, bir insanın yıllar boyunca bu şehre sergilediği bütün vakur duruşun ve hizmetlerin yerine geçebilir mi?
• Bir mecaz, tek başına bir karakteri mahkûm etmeye yeter mi?
• Bir kelimeye yüklediğiniz kendi şahsi yorumunuzu, o kelimeyi kullanan kişinin gerçek niyetiymiş gibi satmaya çalışmak ne kadar ahlakidir?
Bu soruların yanıtını veremeyenlerin yaptığı değerlendirmeler, eleştirinin gücünü değil, kendi dayanaklarının zayıflığını gösterir.
DADAŞLIK KİMSENİN MÜLKÜ DEĞİL; YORUMU DA KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL!
Erzurum’un dadaşlık kültürü; mertlik, vefa, dürüstlük ve tevazu gibi değerlerle anılır. Bu kültür ne tek bir kişinin unvanıyla ne de tek bir yazarın sığ yorumuyla sınırlandırılamaz. Kimse bütün dadaşların adına ahkam kesemez.
Bir adayın destekçileri tarafından övülmesi, dadaşların iradesini zedelemez. Aynı şekilde, bir gazetecinin bu şarkıyı çarpıtarak eleştirmesi de o eleştiriyi mutlak gerçek yapmaz. Dadaşların ne düşüneceğine bir şarkı karar veremeyeceği gibi, bir eleştiri yazısı da dadaşlara ne anlamaları gerektiğini dayatamaz. Dadaşlar, kendi değerlendirmelerini yapabilecek ferasete ve özgür iradeye sahiptir.
CUMHURBAŞKANI ÖRNEĞİYLE ŞOV YAPMAK KOLAY; SOMUT KANITINIZ NEREDE?
Eleştiri yazılarında Cumhurbaşkanı’nın “millete hizmetkâr olma” söylemi hatırlatılarak ucuz bir popülizme kaçılıyor. Oda başkanlığının bir üstünlük makamı değil, hizmet ve sorumluluk makamı olduğu zaten tartışmasız bir gerçektir.
Eğer Lütfü Yücelik’in bugüne kadar üyelerine tepeden baktığını gösteren somut tek bir olay varsa, çıkın ortaya koyun! İnsanları küçümseyen tek bir açıklaması varsa, kamuoyuyla paylaşın! Eğer görev anlayışının bir üstünlük iddiasına dönüştüğünü gösteren bir veriniz varsa, buyurun tartışalım. İşte o zaman değerlendirme, bir kelimenin arkasına saklanmaktan çıkar ve gerçek bir sorgulamaya dönüşür. Somut veri sunamayıp bir mecaz üzerinden tahakküm senaryoları yazmak, acizliğin itirafıdır.
ASIL SORU: ERZURUM’UN EKONOMİSİ KONUŞULMASIN MI?
ETSO seçimleri, kişisel sıfat kavgalarından çok daha büyük bir sorumluluktur. Erzurum’da üretim nasıl artacak? İşletmelerin rekabet gücü nasıl yükselecek? Esnafın finansman sorunları için hangi çözümler geliştirilecek? Yeni yatırımlar ve istihdam konusunda adayların somut projeleri neler?
Seçim sürecinde sorulması gereken hayati sorular bunlarken, tartışmanın bütün gündemini tek bir kelimenin etrafında döndürmek, üyelerin asıl meseleleri görmesini engelleme çabasıdır. Kelimelerin çağrışımlarını inceleyenler, zahmet edip adayların geçmiş çalışmalarını ve şehre kattıklarını da incelesinler. Çünkü Erzurum’un ekonomisi ve geleceği, bir nakarattan çok daha büyük bir meseledir.
BİR ADAYA EN BÜYÜK HAKSIZLIK, ONU TEK BİR CÜMLEYE İNDİRGEMEKTİR!
Lütfü Yücelik’in seçim şarkısındaki ifadeyi beğenmeyenler görüşlerini açıklayabilir; buna kimse engel olamaz. Ancak aynı özgürlük, bu zorlama eleştirinin yöntemini sorgulamak için de geçerlidir. Bir şarkıdaki sözcükten hareketle adayın bütün karakterini infaz etmeye kalkışmak, gazetecilik etiğiyle bağdaşmaz.
Hakkaniyet, yalnızca eleştirilen kişiden değil, eleştiriyi yapan kişiden de beklenir. Gazetecilik, bir cümleden mahkûm çıkarmak değil, gerçeğin bütününü ve projeleri aramaktır.
SON SÖZÜ NAKARAT DEĞİL, SEÇMENİN İRADESİ SÖYLER!
Erzurum’da kimse bir seçim şarkısına alkış tutmak veya bir sloganı beğenmek zorunda değildir. Ancak o ifadeden hareketle Lütfü Yücelik’in kendisini dadaşların efendisi gördüğü sonucunu çıkarmak, mantık kurallarını hiçe saymaktır. Yazacak başka kusur, bulacak başka açık göremeyenlerin bu çaresiz çırpınışları, Erzurum seçmeninin gözünden kaçmamaktadır.
Erzurum’un dadaşları kendi kararlarını kendileri verir. Son sözü bir nakarat değil, seçmenin hür iradesi söyleyecektir. Bir adayın gerçek karşılığı, cımbızla çekilen sıfatlarla değil; çalışmalarıyla, dürüstlüğüyle ve bu şehre bıraktığı kalıcı eserlerle ölçülür.
Doğu Times olarak görüşümüz nettir: Kelimeler tartışılsın, adaylar sorgulansın; ancak kimse şahsi yorumlarını olguların, varsayımlarını ise somut kanıtların yerine koymaya çalışmasın!
LEYLA YLDIZ ATAHAN